Dünyanın en saygı gören ve takip edilen club'ıdır. Çıkardığı Fabric serisi, en popüler mainstream compilation albümlerdir. 10 yıllık bu club, ses mühendisliği ve ışıklandırma teknolojisi olarak efsanevidir. Yolu Londra'ya düşen herkes bi' uğrasın :)
http://www.fabriclondon.com/
5 Kasım 2009 Perşembe
Ebony Bones
Dünyalar tatlısı, İngiliz, çukulata renkli kızımız Ebony Thomas'ın müzikal oluşumu, electro-funk-tribal-punk karışımı bir tabağı ortaya servis eden süper neşeli bir şey Ebony Bones. 13 parçalık debut albüm Bone of My Bones raflardaki yerini aldı. ağzımıza düdük alıp zıplmaya başlamanın da vakti geldi paralel olarak.
In G.O.D. We Trust (gold, oil&drugs) hicvi isim olarak çok başarılı bir seçim bence, Story of St.ockwell ise dikkate şayan bir parça.
27 Ekim 2009 Salı
Simian Mobile Disco
Simian Mobile Disco'nun ikinci EP albümü. Albüm releaseinden aylar önce piyasaya sürdükleri 10.000 Horses Can't Be Wrong ile nasıl başarılı bir albümün geleceğinin habercisi olmuşlardı zaten ve dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmadılar. Audacity of Huge şimdiden saygın bir koltuk edindi kendisine, Off the Map 80lerin synth sounduna saygı duran bir şarkı; Cruel Intentions da ha keza, Cream Dream vocal konusunda biraz daha yumuşadıklarını gösteren bir parça (tanıdık Brit tınılarını yakalayabildiğimiz aynı zamanda), Turn Up The Dial damak tadımıza uygun, oryantal etkiler bulabileceğimiz, neşeli bir şarkı, Bad Blood ile 10.000 Horses Can't Be Wrong arasında bir sample benzerliği çat çat vuruyor insanın kulağına ama katiyen rahatsız etmiyor. Ambulance bu albümdeki eski Simian tarzına en yakın parça olmuş. Synthesise genre itibarıyla bu albümdeki en ve tek house parça, vokaller de cuk oturmuş.
Them Crooked Vultures
Vokalde Queen of the Stone Age'den tandığımız Josh Homme'u, davulda Nirvana ve Foo Fighters'tan Dave Grohl'u, gitarda ise efsanevi Led Zeppelin'in efsanevi John Paul Jones'unu barındıran çiçeği burnunda topluluk. Kasım ayı ortalarında çıkması öngörülen albümleri de self titled olacak. Açıklanana göre track list şu şekil;
*no one loves me & neither do i
*mind eraser, no chaser
*new fang
*dead end friends
*elephants
*scumbag blues
*bandoliers
*reptiles
*interlude with ludes
*warsaw or the first breath you take after you give up
*caligulove
*gunman
*spinning in daffodils
26 Ekim 2009 Pazartesi
Sounds of the Universe

Depeche Mode'un 12. albümü olan Sounds of the Universe üzerine;
In chains şahane bir açılış parçası, Dave Gahan'ın gırtlağına kurban olmak isteyebilirsiniz, pek DM klasiği olmasa da tatmin edici bir çalışma.
Hole to feed albümde şahsen en yabancılık çektiğim şarkı oldu, ama çalışılmış bir altyapısı var, demlenene kadar dinledikten sonra tadını çıkarabiliyorsunuz.
Wrong için edecek lafım yok, adına inat inanılmaz "doğru" bir parça. İyi ki de çıkış için bunu seçmişler. Klibi de ekrana mıhlayan cinsten.
Fragile tension ne de güzel bir "depeche mode on" şarkıdır, DM'e dair kulağın aradığı her şey var kendisinde.
Little soul Dave ve Martin beylerin birlikte can verdiği, sözleriyle içimizdeki aşina yerleri kaşıyan bir şey. son 20 saniyesindeki gitar bölümü ise basit ve kısa bir nota dizilimi ile bile neler yapılabildiğine güzel örnek.
In sympathy bol bol synthesizer ve türlü çeşit pedal kullanılarak yarattıkları, leziz bir şarkı olmuş.
Peace'de böyle zevzekçe tarif edebileceğim bir şeyler var. Alabildiğine karanlık bir atmosfer var şarkıda ama üstüne Dave Gahan'ın umutlu vokalini giydirdin mi başka bir boyut kazanıyor.
Come back benim favorilerimden. İmajinemdeki siyah-kırmızı DM algısına en yakışan şarkı bu albümdeki. Kişisel kanaat elbette.
Spacewalker 80ler Depeche Mode sound'una oldukça yakın duran, selam çakan, ellerinden öpen bir çalışma, böyle sözsüz filan, akışkan.
Perfect'teki digital Dave Gahan vokali ilk dinleyişlerimde harbiden rahatsız etti ama bu şarkının içinde çok güzel samplelar var.
Miles away, sounds of the universe'ün tartışmasız insanı en kolay yakalayan şarkısı. Yahu bi de vokalde sözkonusu Dave Gahan ise gerisi teferruattır, tamam, ama böyle de söylenmez ki birader. Ya da ben feci gazdayım :)
Jezebel Martin L Gore'u bugüne kadar sevememiş bir insan varsa işini halledebilmek için dinletmenin yeterli olacağı parça. Öyle dingin, öyle naif, gözünü kapatmak istiyor insan ritme girdikçe.
Corrupt vurucu bir kapanış şarkısı olmasının yanında melodik olarak da oldukça aykırı duruyor.
Bana göre gayet olmuş bir albüm sotu. Depeche Mode kültlüğünün arkasına saklanıp yeniliklerden kaçınmamış, kendilerine uzak düşecek kadar da liberal takılıp denenmemişe uzanmamışlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


